Denizli de aile hekimi ,hasta yakınının şikayeti sonucu 4. sulh ceza mahkemesinin kararı ile 5 ay hapis cezası aldı. İdrar sondası değişimi için eve davet edilip ,benim görevim değil diyerek gitmeyen aile hekimi ;aile hekimliği yasa ve yönetmeliklerinde evde bakım hizmeti maddelerine aykırı hareket ederek görevi ihmal ettiği gerekçesi ile sulh ceza mahkemesi tarafından 5 ay hapis cezası ile cezalandırıldı
4 MARTTA TIBBİ MASKE İLE ÇALIŞTIK Sürekli karşı karşıya olduğumuz meslek hastalıklarına ve kötü çalışma koşullarımıza dikkat çekmek için 4 Mart 2009 tarihinde maske ile görevimizin başındaydık.
4 MARTTA TIBBİ MASKE İLE ÇALIŞIYORUZ
BASIN AÇIKLAMASI
“Hekimlere/sağlıkçılara ne olabilir ki?
Onlar zaten sağlık kuruluşlarında çalışmıyorlar mı?”
Geçtiğimiz yaz Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına yakalanan hekim-hemşire-sağlıkçı arkadaşlarımız nedeniyle hem biz hem kamuoyu “nerede, hangi koşullarda, nasıl” çalıştığımızı bir kez daha fark ettik.
“Hekimlere/sağlıkçılara ne olabilir ki? Onlar zaten sağlık kuruluşlarında çalışmıyorlar mı?” bu ifadeler elbette sağlıkçılara ait olamaz. Olamaz ama nedense sağlık kuruluşlarında çalışanların sağlığı ile ilgili doğrudan sorumlu özel bir düzenleme de yoktur. Oysa bilinir ki sağlık kuruluşları en riskli çalışma alanlarının başında gelir. Bu durum hem riskin çeşitleri hem de maruz kalındığında doğabilecek ciddi sonuçlar açısından böyledir.
Uzun çalışma saatleri, nöbetler, sağlıksız beslenme vd. ise kanıksanmış çalışma koşullarımızdır.
Sağlık çalışanları bulaşıcı hastalıklar açısından risk altındadır:
(1) Kan ve vücut sıvıları ile temas sonucu (açık yaradan, mukozalardan veya iğne batması ile ciltten) bulaşan etkenlerdir. Otuz civarında mikroorganizma bu yolla bulaşabilirse de en önemlileri Hepatit B, Hepatit C ve HIV virüsleridir.
(2) Damlacık ve damlacık çekirdeği olarak hastalar tarafından salınan solunum salgılarıyla bulaşan etkenler: Nezle, grip, tüberküloz, kızamık, kızamıkçık, suçiçeği bu gruptadır.
Sağlık çalışanlarının diğer çalışanlara göre enfeksiyon hastalıklarına 10 kat daha fazla yakalandıkları gösterilmiştir. Ülkemizde yapılan iki çalışmada toplumda tüberküloz insidansı 100 000’de 34 bulunmuşken sağlık çalışanlarında 100 000’de 96 bulunmuştur.
Sağlık çalışanlarının sağlığını tehdit eden çok sayıda kimyasal ajan vardır:Anestezik maddeler, Sitotoksik maddeler, Sterilizasyonda kullanılan maddeler.
Sağlık çalışanlarının karşı karşıya oldukları ve sağlıklarını tehdit eden fiziksel ajanlar vardır:Radyasyon, elektrik, gürültü, kanserojen ajanlar, kötü havalandırma gibi iyi bilinen riskler yanında üzerinde hiç durulmayan aydınlatma düzeyi gibi etkenler sağlıkçıları tehdit etmektedir.
Sağlık çalışanlarını tıpkı diğer çalışanlar gibi bir “çalışan” olarak kabul edebilirsek -ki etmeliyiz-, sağlık kurumlarından kaynaklanabilecek riskleri/maruziyetleri çeşitlendirebilsek, sağlık kurumlarında “İşçi Sağlığı İş Güvenliği Yönetim Sistemleri” gibi bir yaklaşımın kapısını aralayabiliriz. Bu yaklaşım bizi iki temel kavram/kurulla tanıştıracaktır:
1- Sağlık Kurumlarında “Mesleki Sağlık Birimi-İşyeri Sağlık Birimi” ya da yaygın bilinen adıyla “İşçi Sağlığı, İş Güvenliği Kurulları”
2- Sağlık Kurumlarında İş Güvenliği kuralları ya da başka bir deyişle “Risk Değerlendirme”.
İşyeri sağlık birimleri kurulduğu takdirde;
işe giriş muayeneleri, aralıklı kontrol muayeneleri, çalışanların işe uyumu, bağışıklama, sağlık eğitimleri, iş güvenliği çalışmalarının organizasyonu, özellikli çalışanların takibi/muayenesi, iş ortamı risklerinin belirlenmesi, veri toplanması, araştırma yapılması, danışmanlık yapılması gibi işlevler yerine getirilebilecektir.
Yukarıda sayılanların yanı sıra şiddet de sağlık çalışanları açısından bir sorundur. Ancak bugünlerde bu sorun Türkiye’de çok farklı bir boyut almıştır. SB Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin başhekimi 15 Ocak 2009 tarihinde bir meslektaşımıza saldırmış ve halen görevde tutulmaktadır. Bu durum sorunun ve şiddete “toleransın” kaynağının bir merkezi yönetim anlayışı olduğunu düşündürtmektedir. Başhekimin bir kez daha görevden alınmasını hatırlatıyor, şiddet başta olmak üzere çalışma koşullarımızın düzeltilmesi için sistemi bir müdahalenin ilk adımı olarak işyeri sağlık birimleri kurulması için yönetmelik çıkartılmasını talep ediyoruz. Bu yönetmeliği çıkartmak ve gereğini yapmak için bir tek şeye ihtiyaç vardır: çalışanlarının sağlığını düşünen bir merkezi idare.
TTB olarak 25 Eylül 2008’de Sağlık Bakanı’na ilettiğimiz bu talebimizin 14 Mart öncesi Başhekimin görevden alınmasıyla birlikte yerine getirilmesini bekliyoruz.
DAYAKÇI BAŞHEKİM GÖREVDEN ALINDI.
Aynı hastanede görev yapan meslektaşı Dr. Dilek Argon’a sözlü ve fiziksel şiddet uygulayan İstanbul Kartal Dr. Lüfti Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Yusuf Özertürk görevden alındı.
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Nihat Tosun’un TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy’a telefonla verdiği bilgiye göre, Yusuf Özertürk İstanbul Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki başhekimlik görevinden alınarak başka bir hastaneye atandı. Tosun, Sağlık Bakanlığı’nın konuyla ilgili olarak bugün bir basın açıklaması yapacağını da bildirdi.
Türk Tabipleri Birliği, Özertürk’ün Argon’a saldırıda bulunduğu günden bu yana olayın takipçisi olmuş, gerek basın açıklamalarıyla, gerekse Sağlık Bakanlığı ile yaptığı görüşmelerde Özertürk’ün görevden alınması talebini sürekli olarak dile getirmişti.
ŞİŞLİ ETFAL'DE YİNE DOKTORA ŞİDDET.
Doç. Dr. Andaç Argon, onkolog olarak görev yaptığı İstanbul Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde, bugün (18.02.2009) 5 kişinin sopalı saldırısına uğradı. Yaklaşık iki haftadır izinli olan Argon, izin sonrası görevine bugün başlamıştı. Olay sonrasında, hastaneden kaçan saldırganlar henüz yakalanamadı. Saldırıya uğrayan Argon'a künt kafa travması ve yaygın yumuşak doku travması nedeniyle beyin cerrahisi tarafından 20 günlük rapor verildi. Doç. Dr. Andaç Argon, kısa süre önce görev yaptığı Kartal Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin başhekimi Yusuf Özertürk tarafından saldırıya uğrayan Dr. Dilek Argon'un eşi.
TALEPLER BAŞBAKAN'DA
Hekimler ve sağlık çalışanlarının özlük haklarına ilişkin taleplerini içeren imzalı dilekçeler, Türk Tabipleri Birliği, Dev-Sağlık İş ve SES temsilcilerinden oluşan bir grup tarafından Başbakan'a iletildi. Yaklaşık bir ay önce özlük haklarına ilişkin taleplerle toplanan imzaları iletebilmek için Başbakan'dan istenen randevuya ne yazık ki bugüne kadar olumlu yanıt gelmedi. Bunun üzerine hekimler ve sağlık çalışanlarından oluşan yaklaşık 500 kişilik bir grup, bugün (13.02.2009) Ankara'da TTB'de biraraya geldiler. Daha sonra Başbakanlığa doğru yürüyüşe geçen grup, burada bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasının ardından grup adına bir heyet, imza klasörlerini Başbakan'a iletilmek üzere Başbakanlığa teslim etti.
TTB, YÖK'ÜN ZORUNLU ROTASYONUNU YARGIYA TAŞIDI.
TTB tarafından Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yürütme Kurulunun 26.02.2009 gün ve 2009/7 sayılı kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali için Yargıya başvurulmuştur.
Bu kararda; 13 üniversiteye bağlı tıp fakültesinin, 261 anabilim dalı/ bilim dalındaki öğretim üyesi ihtiyacının 2009-2010 yılı sonuna kadar en az bir yıl süre ile 27 üniversiteye bağlı tıp fakültesinden 2547 sayılı Kanunun 41. maddesi uyarınca karşılanması öngörülmüştür.
Türk Tabipleri Birliği tarafından açılan davada;
-Kararın Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından değil Yürütme Kurulu tarafından alınmış olması nedeniyle işlemin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu,
- Kararın yükseköğretimin planlanması ve düzenlenmesine yönelik ilkelere aykırı olduğu,
-Kararın yükseköğretimden çok sağlık hizmeti ihtiyacına yönelik alanlarda görevlendirmeyi içermesi nedeniyle de hukuka aykırı olduğu,
- Karar uyarınca öğretim üyesi gönderecek tıp fakültelerinde eğitim, sağlık hizmeti ve bilimsel araştırmaların aksayacağı,
- Kararın geçici görevlendirme ile ilgili düzenlemelere ve içtihatlara aykırılık taşıdığı,
- Kararla geçici görevlendirilecek öğretim üyelerinin temel haklarının zedelendiği ve bu kapsamda;
Geçici görevlendirme işleminin zorunlu çalıştırma niteliğinde olduğu ancak bunun için hukuken gerekli koşulların bulunmadığı,
Aile birliğinin korunması hakkını ihlal ettiği,
Öğretim üyelerinin çalışma hakkı ve mali haklarını hukuka aykırı olarak zedelediği savunulmuştur.
YEMEK GENELGESİNE İPTAL YOLDA
Maliye Bakanlığı 9 Şubat tarihinde Devlet Personel Dairesi Başkanlığı’na gönderdiği yazıyla yataklı tedavi kurumlarında yemeğin ücretsiz verilmesini sağlayacak yönetmelik değişikliği yapılmasını istedi.
T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü
Sayı: B.07.0BMK.015.115457-61
Konu: Yiyecek yardımı 09.02.09 13 58
DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞINA
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapan memurlara, anılan Kanunun 212 nci maddesine dayanılarak hazırlanan ve 19/11/1986 tarihli ve 86/11220 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği hükümleri ayarınca yemek yardımı yapılmaktadır.
Anılan yönetmeliğin 4. üncü maddesinde yiyecek yardımının gerektirdiği giderlerin, maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere, bu yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanacağı, bu şekilde karşılanmayan kısmın ise yemek yiyenlerden alınacağı belirtilmiş; 5 inci maddesinde yemek servisinin, yiyecek yardımından faydalanacak personel sayısının asgari 50 olması ve yemekhane için elverişli yer bulunması şartı ile atamaya yetkili amirin onayı ile kullanılabileceği, 6 ncı maddesinde ise hastane, pansiyonlu okul ve işçi ile birlikte çalışan iş yerlerindeki memurlar, birim büyüklüğü ve personel sayısına bakılmaksızın hasta, öğrenci ve işçiler için mevcut yemek servisinden faydalanacakları belirtilmiştir.
Öte yandan 11.03.08 tarihli ve 2736 sayılı genel yazımızda Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin 6 ncı maddesi ile hastanelerde görev yapanlara tanınan bu imkanın, belirtilen şekilde yemek servislerinde faydalananlardan ücret alınmayacağı anlamına gelmediği, ayrıca, anılan yönetmelikte personele ücretsiz yemek yedirileceğine ilişkin herhangi bir düzenlemenin de yer almadığı gerekçelerine yer verilmek suretiyle yataklı tedavi kurumlarında görev yapan memurlardan, Bakanlığımızca yayınlanan (1) Sıra Nolu 2008 Merkezi Yönetim Bükçe Uygulama Tebliğinde yer alan esaslar çerçevesinde yemek maliyetinin yarısından az olmamak kaydıyla, yemek bedeli alınması gerektiği belirtilmiş bulunmaktadır.
Sağlık Bakanlığından alınan 11.04.2008 tarihli ve B.10.0.SGB.0.81.00.05/2762 sayılı yazıda 9/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde, döner sermaye işlerinde çalışan memur ve hizmetlilerden vazife icabı yemek zamanlarının müesseselerde geçirmekte olanların iaşeleriyle, yine vazife icabı müessesede kalmak zaruretinde bulunanların ibatelerinin müesseselerde temin olunacağının belirtildiği, Yataklı Tedavi Kurumları Yönetmeliğinin 37 nci maddesinde hizmetin kesintisiz 24 saat devam edeceği, 89 uncu maddesinde de hastanede staj yapan öğrenciler dahil tüm personelden kurum yatanlarla sürekli olarak kurumda kalanlara ve nöbetçilere üç öğün yemek ve vardiya uygulanan kurumlarda vardiyaya kalan personelle çalışma sürelerine isabet eden öğünlerde yemek verileceği hükmünün yer aldığı ve belirtilen düzenlemelerin, kesintisiz sağlık hizmeti sunan personelin iaşelerinin kurumlarınca karşılanacağı anlamına geldiği, bir başka ifade ile sosyal yardım olmadığı ve mecburi iaşe niteliği taşıdığından bahisle, Genel Yazımızda belirtilen hususun uygulamada sorunlara yol açabileceği belirtilmek suretiyle konuya ilişkin olarak, Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinde değişiklik yapılması talep edilmektedir.
Bu itibarla Devlet Memurları Yiyecek Yönetmeliğine “bu yönetmeliğe göre yiyecek yardımından yararlanacak personelden yataklı tedavi kurumlarında (Üniversitelerin Yataklı Tedavi Kurumları dahil) görev yapanlar, hasta için oluşturulmuş yemek servislerinden ücret ödemeden yararlanır.” Şeklinde bir madde eklenmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir. Bilgilerinin ve gereğini rica ederim. Kemal UNAKITAN Maliye Bakanı
KTO YÖNETİM KURULUNDA GÖREV DEĞİŞİKLİĞİ YAPILDI.
Seçim sonrası Başkanlık görevini yürüten Dr. Mustafa OYMAN 05.02.2009 tarihinde yapılan Yönetim Kurulu toplantısında Başkanlık görevini Dr. Mehmet TOKATLI'ya devretti. Aynı tarihde Genel Sekreterlik görevini yürüten Dr. Levent BAYKUT görevini Dr. Füsun COŞKUNTÜRK' e devretti.
''HEKİMLER GELECEKLERİNDEN KAYGI DUYUYOR''
Kırklareli Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Mehmet TOKATLI 26 Aralık 2008 günü yaptığı basın açıklamasında ''Hekimlerin de geleceklerinden kaygı duyduklarını '' ifade etti. Saat 12:30 da Tabip Odasında yapılan açıklamaya Dr. Mehmet TOKATLI'nın yanı sıra Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Füsun COŞKUNTÜRK'te katılım gösterdi. Açıklamaya destek olarak bazı Sivil Toplum Örgütleri ve Sendikaların Temsilcileri de toplantıya iştirak etti. Dr. mehmet TOKATLI sağlıkçıların taleplerini içeren basın açıklaması doğrultusunda Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi ile beraber Kırklareli'nde de imza kampanyası gerçekleştirileceğini belirtti.